• https://www.facebook.com/tetaileandasifa
  • https://www.twitter.com/theta_ile_andasifa
  • https://www.instagram.com/theta_ile_andasifa

                                                                                                             

Duygularını Bastırmayı Bırak

Duygusal bastırma hali; kişinin yaşadığı hisleri - öfke- korku- üzüntü, çaresizlik gibi- bilinçli ya da bilinçsiz olarak içinde baskılaması, yok saymasıdır.

Uzun zamandır zorlayan kaygılarının, kronik stres, depresif, gerginlik halinin, bedeninde geçmeyen ağrıların, sindirim rahatsızlıklarının nedeni duygularını bastırma alışkanlığın olabilir.

Duygularını bastıran insanlar cansızdır. Donuk bakışları vardır. Mış gibi yaşarlar. Mutluymuş gibi, iyiymiş gibi, her şey yolundaymış gibi. Kokmayan, sahte yapay çiçekler gibi düşünün. Dıştan çok güzeldir, renklidir, canlı gibi durur ama sahtedir, yapaydır. Canlı olmadığı için kokusu yoktur. Yaşamıyordur! Daha acısı bu kişiler kendilerini canlı olmaya, yaşamaya, rahatlamaya layık görmezler. İçlerinde, derinde kocaman üzgün bir parça onlara izin vermez. 

Sizin de canlılığınız kaybolduysa, duygularınızı uzun zamandır bastırıyor olabilirsiniz! 

Gerçek duyguları bastırmak bize böyle hissettirir. 

Bazı insanlar duygularını ifade etmeye çok çekinirler. Gerçek duygusunu ifade ederse, gösterse dışlanmaktan, yargılanmaktan, reddedilmekten korkarlar. Çünkü kendin olmanın sorumluluğunu taşıyamazlar. Yaşları büyük de olsa çocuk bilinciyle hayatı okurlar. Kendin olmak cesaret ister. 

Hayatın direksiyonuna geçmek, trafiğe çıkmak, risk almak demektir.Bir çocuk bunu yapamaz. Yaşam sahnesine çıkamaz, uzaktan izler. 

( Çevre tarafından dışlanma/reddedilme korkusu çok güçlüdür. Bir araştırmada, Afrika da kabileden dışlanan kişinin kendini öldürdüğünü okumuştum. gruba dahil olmak hayatta kalmak için gereklidir. İlkel benlik, herkesten farklı seçimler yapmanın getirilerini, risklerini göze alamaz. )

Danışanım üzüntüsünü bastıran biriydi. Çünkü üzgün olmasına izin verilmemiş geçmişte. Ağladığında, mutsuz olduğunda kızmışlardı. Yüzünde sahte bir gülümsemeyle dolaşmak normal olmuştu onun için. Geçmiş yaşantısında takılı kaldığı birkaç sahneye ulaştık. Duygularını bastırmanın ona ikincil kazancı kabul edilmektir. Duygularını açıkça ifade ettiğinde yaralanmaktan, yalnızlaşmaktan korkuyordu.

“Buna mı üzüldün? Ne kadar saçma! Bunda ağlanacak ne var, çocuk musun sen? Kocaman kadınsın bundan korkulur mu gibi eleştirilere maruz kalmak istemiyordu. Herkese “iyiyim” demek daha kolaydı onun için. 

Düştüğünde dizi kanayan, acımadı ki diyen çocuğa benzetti kendisini. O yarasını gizlediğini sanıyordu ama dizindeki yarayı herkes görüyordu. 

İç dünyamız ve dışımız farklı olduğunda çevreye karışık, güvensiz sinyaller göndeririz. Ve diğerleri bu enerjiyi fark ederler. 

Bu durum yakın ilişkilerimizi olumsuz etkiler. Her şey iyi gibidir ama bir gariplik vardır derinden hissedilen. 

Buraya kadar okuduysan ve bu hikaye sana tanıdık geldiyse, bugün farklı bir şey yap.Bir konuda bastırdığın duygunu açığa çıkar, ifade et, göster diğerlerine. 

Bir konuda hayır mı demek istiyorsun, bugün söyle.

Biri canını mı sıkıyor? benim canımı sıkıyorsun de.

Bağırmak mı istiyorsun, bağır mesela.

Bugün yap, eyleme geç hemen.

Korktuğun gibi olmayacak, bir dene.

Kafanda kurduğun gibi olmayacak.

Hadi biraz cesur ol kendine karşı bugün.

Kaç yaşında olursan ol, bugün yap o konuşmayı.

Daha fazla erteleme kendini.

Çünkü hepimiz ölecek yaştayız.

Ve hatırla, yapmadıklarından pişman olmanın acısı yaptıklarından pişman olmanın acısından daha fazla canını acıtır.

Ve hatırlat kendine, doğuştan var olan esmanı yaşatmak, canlı olmak senin de hakkın. 

Bugün elini taşın altına koyma zamanı.

Hadi hemen şimdi.

Esra Gündüz

Şişli-  Şubat 2026

  
20 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın