• https://www.facebook.com/tetaileandasifa
  • https://www.twitter.com/theta_ile_andasifa
  • https://www.instagram.com/theta_ile_andasifa

Duyguların Verdiği Mesajları Okumak

"Bir adam, çok büyük acılar içinde, bir doktora gitmiş 'Size nasıl yardımcı olabilirim' diye sormuş doktor. 'Her yerim acılar içinde doktor bey' demiş adam. 'Ne zaman şurama dokunsam' diye açıklamış parmağıyla kalbinin yakınında bir yere dokunarak, 'acıyor! Ve buraya dokununca' diye eklemiş burnuna dokunurken 'Ayy orası da acıyor! Buraya dokununca' demiş göbeğine dokunarak 'deli gibi acıyor!' Sonra da göz kapağına dokununca 'Ayy' diye inlemiş tekrardan. Bunun üzerine doktor adamı baştan aşağıya muayeneden geçirmiş. Sonunda 'Bayım' demiş. 'Bana gösterdiğiniz yerlerde hasta olan hiçbir şey bulamadım. Sorun şu ki, siz parmağınızı kırmışsınız!'


'Ben' o parmaktır. 'Ben' nereye girse orada devamlı sorun vardır. Özdeşleşme olmadan parıldayan 'Ben' ise doğal zihin halimizdir. Bedenle, şartlanmış zihinle ve yaptığın iş ile özdeşleşme olduğunda, ıstırabımızın nedeni o zihin ego olur. Cahilliği ile dokunduğu her yere, kendine ve başkalarına acı verir. Ve buna mukabil, başkalarının ona acı verdiğini hayal eder."

Kişide “ben” lik algısıyla ilgili negatif inançlar varsa nereye giderse gitsin, ne yaparsa yapsın benzer sorunlarla karşılaşır. 

Biz bütünsel koçluk çalışmalarında hayatın bütün alanlarına yukarıdan bakıyoruz. Çünkü kişinin hayatında bir alanında sorun varsa diğer alanlarına da olumsuz olarak yansıyor. Yukarıdaki elin parmağı gibi düşünürsek kişi dokunduğu her yerde doyumsuz ve tatminsizlik hissiyle karşılaşır. Kendini başarısız ve yetersiz hisseder.

Mesela; İş yerinde yöneticisiyle sorunlar yaşayan bir danışanım hayatının diğer alanlarına da bu sorunu taşıyordu. Akşamları evine geldiğinde zihni sürekli çalıştığı kurumdaki yöneticisi ile yaşadığı diyologlarla meşguldu. Gün içinde veremediği cevapları ve neden bu duruma maruz kaldığını düşünüyordu. Zihninde bir türlü cevap bulamadığı sorularla uğraştığından evde eşine vakit ayıramıyordu. Ailesiyle kaliteli zaman geçirmek için enerjisi kalmıyordu. Aynı şekilde arkadaşlık ilişkileri de çok zayıflamıştı. Yoğun iş hayatından arkadaşlarıyla da uzun zamandır görüşmüyordu. Kitap okumuyordu. O kadar koşturmalı bir hayat temposu vardı ki kendine özel zaman ayırmayı da sürekli erteliyordu. Ertelediği her şey zamanla büyüdü ve içinden çıkılmaz bir hal almaya başladı. Ve sonunda bedeni de sinyaller vermeye başlayınca yollarımız kesişti.

Yaşadığı her şey onun iç dünyasının dışa yansımasıydı. Kendiyle ilgili, hayatla ilgili, ilişkilerle ilgili, iş hayatıyla ilgili tüm negatif inançlarını tespit ettik. Ona göre; kendini sevmek bencilikti! Hayat katlanılması gereken bir yerdi! Hayattan keyif almak mümkün değildi! İş yerinde yavaşlarsa kaybederdi, değersiz olurdu. Duygularını belli etmeye de hakkı olmadığını düşünüyordu. Ve kendi gerçekliğine uyumlu bir olarak insanları, olayları kendine çekmeyi başarmıştı. Bunlar gibi bir sürü negatif inancı tespit edip değiştirdik. Yepyeni hedefler belirledi.

Günlük hayatımızda yaşadığımız sorunlar bize duygular yoluyla bir mesaj verir. Huzursuzluk, gerilim, sorunlu ilişkiler yoluyla uyarı alırız. Bunların altında genelde şöyle bir mesaj vardır; Bak bu konuda bir şeyleri değiştirmen gerekiyor. Yok sayarak,üstünü örterek  daha fazla devam edemezsin!  

Bu mesajları bilinçli olarak duymayı reddedip çözüme dair harekete geçmediğimizde bir üst aşamada bedenimiz hastalıklar yoluyla bize mesaj gönderir. Bu kez zorunlu olarak içinde bulunduğumuz durumdan uzaklaşmak zorunda kalırız ki canımız daha fazla yanabilir ve faturası daha ağır olabilir.

Geç olmadan size gelen duygusal mesajları ciddiye alın.

Bir tanecik hayatımız var ve çok değerli. 

Sevgimle…

Esra Gündüz

 



  
579 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın