• https://www.facebook.com/tetaileandasifa
  • https://www.twitter.com/theta_ile_andasifa
  • https://www.instagram.com/theta_ile_andasifa

Hayat Sahnesinde Seçtiğin Rolden Memnun Musun?

Hayat Sahnesinde Seçtiğin Rolden Memnun Musun?

 

Yaşamak demek, seçmek demek. Ve her seçim biraz risk içerir.

Her birimiz gün içinde büyüklü küçüklü bir çok seçim yapıyoruz.

Ben seçmedim ki demek bile bir seçeneğin sonucu; “seçimsiz olmayı seçmek!”

Yani sorumluluk almamayı, seçimlerinin bedeli ödemekten kaçmayı seçmek!

 

Danışmanlıklarımda iki tip insanla karşılaşırım;

  • İyileşmek, hayatlarını değiştirmek isteyenler ve buna hazır olanlar😊
  • İyileşmek, değişmek istemeyenler ( ve bana gelip bunu kendilerine ispatlamaya çalışanlar! “Bak yine olmadı. Ben olmayacağını zaten biliyordum” demek için ☹

 

Ben her konunun, hastalığın gerekli zaman, enerji, gayret, niyet, çalışmayla, sabırla çözüleceğini, iyileşeğini, şifalanacağını tüm kalbimle biliyorum. Umut ediyorum ya da inanıyorum demiyorum, biliyorum diyorum!

Çünkü kendi hayatımda ve danışanlarımda gördüm. Çünkü tanık oldum.

Binlerce şükürler olsun.

 

Derdi veren Allah dermanı, şifayı da veriyor. Dert bir düşman değil. Dert, tekamül yolculuğunda ihtiyacın olan gelişim için karşına çıkan sana özel konu.

Asıl soru şu; sen neyi seçiyorsun?

Derdinle savaşmayı mı yoksa derdinden ders almayı, öğrenmeyi mi?

 

Seçimlerimizle ilgili beni çok derinden etkileyen gerçek bir hikaye var.

Hikaye şöyle “Sarhoş, ayyaş bir adamın iki oğlu varmış. 

 

Bu adam sürekli içki içen, kavga eden, sık sık hapse düşen belalı bir tipmiş.

 

Bu adamın oğulları büyümüşler ve bunlardan biri sarhoş ayyaş, kavgacı bir insan olmuş, sonunda da hapse düşmüş. Diğeri ise işini, eşini bulup, kavgadan gürültüden uzak mutlu bir yuva kurmuş.

 

Bir psikolog bu olayı araştırmak istemiş. “Aynı babadan doğan iki çocuk, aralarında böyle büyük uçurumlar olan farklı hayatları nasıl seçmişler?” diye sorgulamış.

 

Önce hapisteki çocuğun yanına gitmiş psikolog.

Tek bir soru sormuş çocuğa: “Nasıl böyle oldun? Tabiri caizse buraya nasıl düştün?”

Çocuk tek bir cümle söylemiş psikologa; “Böyle bir babam varken başka nasıl olabilirdim?”

 

Sonra işini, eşini bulup, mutlu bir yuva kuran çocuğun yanına gitmiş ve aynı soruyu aynı kelimelerle ona sormuş: “Böyle nasıl oldun?” Tabiri caizse böyle düzgün bir hayata nasıl kavuştun?”

 

Ne gariptir ki, bu çocukta kardeşinin verdiği cevabın aynısını vermiş.

“Böyle bir babam varken başka nasıl olabilirdim?”

 

Aynı babadan iki oğul ve iki oğlun hayatları birbiriyle zıt ve de ikisi de bunun sebebini babalarına bağlıyorlar.

 

 

 

 

Hayatta her şeye iki açıdan bakabilirsiniz. Ya olumlu ya da olumsuz.

 

Bazılarımız “zavallı ben” inancıyla çocukluk anılarını, hayatında okuyup yorumlayarak, olabilecek en kötü senaryolara kendini odaklıyor. En kötüsüne kendini layık gördüğü içinde karşısına böyle olasılıklar çıkıyor. Yani farkında olmadan kendi kendini sabote ediyor.

 

 

Şuan yaşadığınız olumsuz duruma, sıkıntılara bakıp Esra hanım bunu da ben istemedim ki. Diyebilirsiniz.

 

Ya da ben bu durumu yaşıyorum ve bunu değiştirmek istiyorum diyerek harekete de geçebilirsin. Her ikisi de seçimdir!

 

Şunu da eklemek isterim ki; yaşadığımız sıkıntılar, hastalıklar bir günde oluşmuyor.

Hepsinin uzun yıllar süren geçmiş hikayeleri var. Beynimizde bu hikayelere yüklenen anlamlar, nöral ağ bağlantıları var.

 

Değişim yolculuğuna başladığımızda kendi üzerimizde düzenli çalışmamız gerekir.

Bize iyi gelecek yeni alışkanlıkları düzenli pratik yaparak güçlendirmeliyiz.

Hep söylerim; Pratikte güç vardır😊

Ruhumuzun yeniyi içselleştirmek için zaman ihtiyacı var.

Gerçek bir değişim yolculuğunun bu kısmı çok önemli olduğu için tekrar paylaşmak istedim.

 

Yoksa bir haftada, tek seansta çözüm sunan paylaşımlar sosyal medyada karşıma çıkıyor. Bu uygulamalara inanıp zaman, para harcayan danışanlarım da az değil. Sonra umutsuzluk geliyor. Bak yine olmadı ki☹

 

Evet beynimiz çabuk çözüm istiyor. Hemen olsun diyor. Beklemek istemiyor ama içsel sistemde işler böyle yürümüyor.

 

Doğru soruları sormak bize doğru cevapları getirir.

Kuranı Kerim de çok sevdiğim bir soru var der ki; akletmez misiniz?

Çünkü bize verdiği akıl nimetini en iyi şekilde kullanmamızı ister Yaradan.

Bunun için de yol gösterir. Aklet, düşün, sorgula der.

 

 

Hatırlayalım; sabır ve şükür imanın iki kanadıdır. Biri olmadan diğeriyle uçamaz, ilerleyemeyiz. İkisine de ihtiyacımız var. Sabır oturup, söylenerek beklemek değil eyleme geçerken içsel disiplini aktif etmeyi öğrenmektir.

 

Yazıyı sonuna kadar okuduysan seçimlerin üzerine düşünüyorsun demektir.

 

Şimdi kendine karşı dürüst ol.

 

Başlıktaki soruyu sana tekrar soruyorum; hayat sahnesinde seçtiğin rolden memnun musun?

 

Verdiğin cevap sana yol gösterir umarım.

 

Görüşmek üzere…

 

Sevgimle

 

Esra Gündüz

 

Mart 2023

 

 

  
313 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın